hiç sevmedim sessizliği! ellerim hiç ısınamadı benim. hiç bakılmayan aynalar buldum; tek tek örttüm üstlerini. kimsesizlik, tercih meselesi haline geldi; her şey asılı kaldı yalnızlıkta! ve "şimdi ben kimle(rle)yim?" ile başladım; sonu gelmeyen cümleler kurmaya... abajurumun altında güneşin izleri var.hiç çıkmasın isterim! -randomness-
12 Mayıs 2012 Cumartesi
Uyarlama...
“Hadi götür beni buradan!” dedim. Kaça kadar vaktim olduğunu sordu.
Aslında sorar gibi baktı. “Sekiz bilemedin dokuz.” dedim. Saat zaten
beşi geçmekteydi, alt tarafı üç saatim vardı. Gözlerinden hayır dışında
çıkacak her cevaba razıydım. Yeter ki beni alıp götürsün diyordum. Öyle
de oldu. “Gel bakalım, tek bir şartım var, saat sekize kadar bana tek
bir soru bile sormayacaksın, sadece geleceksin, tamam mı?” dedi.
Şaşırdım, ama evet demekten başka da çarem yoktu. Aslını sorarsanız
onunla nereye olsa gidecek olan ben evet demekten başka bir şeyi de
istemiyordum, sadece alışık değildim, korkuyordum da. “Tamam” dedim. Bu
cevabım üzerine hafifçe gülümseyerek beni evine götüreceğini, o bulaşık
yıkarken kenarda müzik dinleyerek onunla sohbet edeceğimi, sonra da bir
keyif kahvesi içip beni evime bırakacağını da ekledi. Her şey söylediği
gibi oldu, eve gittik ortak arkadaşlarımla gülüştük ve mutfağa geçtik.
On iki günün bulaşığı birikmişti, tencereler tavalar bardaklar ve
dahası. Üstüne rahat bir şeyler giyip geldi ve kollarını sıvamamı
söyledi. Kollarını yukarı çekmemin ardından bulaşığa sokuldu, arada ben
de yıkamak isteyince şakalaştık, sonunda başardım ve bende yardım ettim.
Oturup onu izlemek, nasıl desem, lunapark’ta küçük çocukları izlemek
gibiydi. Hiç farketmesin, saatlerce izlesem de hiç bilmesin hissetmesin
istedim. Bardağın içinde süngerle döndürdüğü elinin sadece küçük
parmağının hep havada olmasını, üzerine su sıçrattığında bana dönüp
muzipçe gülümsemesini ilk defa görüyordum çünkü. Arkasına yaklaşıp
ensesinden öptüğümdeki irkilmesini, sonra gülmekten kendini alamamasını
seviyordum. Arkasından sessizce yaklaşıp ellerimi beline dolayıp, kafamı
omzuna yerleştirmek ve ne kadar mümkünse öylece kalmak istiyordum, ama
yapamıyordum. O ne yapsa sever miyim diye düşündüm bir an. O ne dese
güzel gelir mi? Sonra yere düşen tavanın sesiyle irkildim ve benden
masanın üzerini arıtttığı bardaklar için boşaltmamı istediğini
farkettim. Dediğini de yaptım ama bir gözüm hep onun üzerindeydi ve
kendime engel olamıyordum. Bulaşıkları hallettik ve balkona geçtik, hava
serindi üzerime battaniye attı ve saçımı karıştırdı. O an ellerinin
soğukluğuna rağmen kalbimi ısıttığını tüm vücudumda hissettim. Diz
kapaklarımdaki karıncalanmayı tarif etmem mümkün değil. Bana her an
dokunmuyordu ve ben buna aşıktım. Ben ona delilercesine sarılmak,
dokunmak isteyene kadar hiç girmiyordu alanıma, saygı duyuyordu ama
belli ediyordu da beni istediğini. Kahvelerimizi yudumlarken birer
sigara yaktık ve sohbet etmeye başladık. Ordan burdan şurdan, hiç
aklımda yok. Kolunun altına aldığı dakikadan öncesi ve sonrası vardı
çünkü. Kafamı göğsüne yatırdı, saçlarımı tek tek okşadı, tel tel dağıttı
ve toparladı. Bana bakmasını söylediğimde bakamıyordu. O kadar
bakamıyordu ki on yıl izlermişcesine. Gözlerimin içine baktığında
“siktir” deyip kafasını çeviriyordu. Bunun sıradan bir insanla göz göze
geldiğinde de olup olmadığını merak ediyordum ama soramıyordum. Aslında o
kadar çok şey soramıyordum ki. Bir konuşsak hiçbir şey şimdideki gibi
olmayacaktı çünkü biliyordum. Böylesi en güzeliydi. Sonra öyle sıcak bir
şey oldu ki. Öpse o kadar olmazdı. Kafamı elleriyle çevirip kulağının
arkasına, boynunda en sevdiğim yere bastırdı. Dudaklarım değdiğinde de
bana “öpme sakın öylece kal orada” dedi. Kaldım. O kadar güzeldi ki
sarıldı ve benim dudaklarım dakikalarca orada kaldı. Gözlerimin içine
bakıp “o sıcacık nefesini verişin varya, offf!” dedi. Ona göre sevginin
başkalarının gözünden nasıl göründüğünün önemi yoktu çünkü. İki insan
sevgili olmadan da birbirini sevebilirdi. Kardeşini de sevebilirdi,
annesini de. Sadece sevgi çnemliydi. Herkesin sevilesinin hatta
sevesinin geldiği anlar vardı ve o bu anlarda beni yanında istiyordu. Ve
ben bu hiç bozulmasın istiyordum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder