depresifim ben!
bir o kadar da kibirli ve mağdur.
ağır ağır yukarı çevirip de kafamı, gökyüzünü zar zor gördüğümde, içimden geçenleri tahmin bile edemezsiniz. evet kesinlikle edemezsiniz.
ben söylim, ilk olarak bu hareketin beni ne kadar yorduğu geliyor aklıma. ne gerek vardı diyorum. dışarıda nasıl bir hayat olabileceğini merak edip etmediğimi, bilmek isteyip istemediğimi sorguluyorum....böylece geçiyor depresyonumun ince kibri damarlarımdan içeri...yavaş yavaş sızıyor.
...
biliyorum. depresyondayım.
nereden mi biliyorum?
depresyon azap içinde kıvrananın yaşadığı, dünyaya baktığı noktadır.
ezelden beri herkes üstünlüğümü kıskanır, benden korkar. ben gene de çevremdekilere zeytin dalı uzatıyor, küçüklerimi hep koruyordum.
ama işte "dost" bildiklerimden vazgeçtim, kendi iç organlarım bile beni bölmek paramparça etmek istiyor. herhangi bir canlının içinin barışık ve huzurlu olamaması, bazı organların asi davranması, organlar arasında iktidar mücadelesi olması kadar acı bir şey olabilir mi? vücut değil seçim meydanı dersin mübarek diyim siz anlayın! bu durumda bırak yabancıları, seni içten kuşatmak isteyenlere karşı nasıl vereceksin mücadeleni? nasıl ha nasıl?
sürekli eleştiriliyorum...kimisi asaletimin varlığını,nefes kesici muhabbetimi, içten gülümsememi, çok sevimli olmamı, türlü türlü yeteneklerim olduğunu, rengarenk kişiliğimi, ortamına uyum sağlayabilen davranışlarımı...bana ait olan her şeyi,sürekli!
oysa ben "çok"luluğu sevmiyorum, çok korkutuyor beni..çok sevimli gibi çok -herhangi bir sıfat- olmak...
...
kulaklarımı tutabildiğim kadar tıkalı tutacağım! evet evet öyle yapacağım. artık çok kesin biliyorum; bana zaten benden başka dost yok. yapayalnızım.
peki, kendimi aynı anda, nasıl oluyorda hem bu kadar üstün, hem de bu kadar aşağı görebiliyorum??
cevabı verebilcek olan??
p.s. yazı 2010 yılının şubat ayının 28inde yazılmıştır^^
hiç sevmedim sessizliği! ellerim hiç ısınamadı benim. hiç bakılmayan aynalar buldum; tek tek örttüm üstlerini. kimsesizlik, tercih meselesi haline geldi; her şey asılı kaldı yalnızlıkta! ve "şimdi ben kimle(rle)yim?" ile başladım; sonu gelmeyen cümleler kurmaya... abajurumun altında güneşin izleri var.hiç çıkmasın isterim! -randomness-
26 Şubat 2011 Cumartesi
kibirli depresif = sadece ben.
23 Şubat 2011 Çarşamba
alınmama alındım!
bir yerlerde gezinirken mutluydum
soğuk havanın yüzüme çarpışı bile gülümsetiyordu yanaklarımı iki kenardan çekiştirerek...
farkettim ki iki elimde bir şeylerle dolu o an..
birinde bir sevdiğim diğerinde başka bir sevdiğim!
o mutluluk varya beni hafifletti, rahatlattı, bir mutluluk insana neler hissetirebilir ki sorusunun tüm cevaplarını büyük harfle yazdı elime;
derken söylediğim şeylerin hızına iyice kaptırdım kendimi..
o kadar söyledim ki nerelerden nerelere geldim durumuna döndü olay.
öyle bir an geldi ki sorduğum soruya aldığım cevap yutkunmamı bile zorlaştırdı!
yumru yaptı adeta gerçeği boğazımda. o gerçek ki hep görmezden geldiğim...
alındım ben:/ alındım işte!
çok hemde, o*na, o cevab*a, en çok da kendi alınganlığım*a.
ona alınmama alındım!
çok zoruma gitti çoook:(
soğuk havanın yüzüme çarpışı bile gülümsetiyordu yanaklarımı iki kenardan çekiştirerek...
farkettim ki iki elimde bir şeylerle dolu o an..
birinde bir sevdiğim diğerinde başka bir sevdiğim!
o mutluluk varya beni hafifletti, rahatlattı, bir mutluluk insana neler hissetirebilir ki sorusunun tüm cevaplarını büyük harfle yazdı elime;
derken söylediğim şeylerin hızına iyice kaptırdım kendimi..
o kadar söyledim ki nerelerden nerelere geldim durumuna döndü olay.
öyle bir an geldi ki sorduğum soruya aldığım cevap yutkunmamı bile zorlaştırdı!
yumru yaptı adeta gerçeği boğazımda. o gerçek ki hep görmezden geldiğim...
alındım ben:/ alındım işte!
çok hemde, o*na, o cevab*a, en çok da kendi alınganlığım*a.
ona alınmama alındım!
çok zoruma gitti çoook:(
19 Şubat 2011 Cumartesi
circle of lovableness(cuteness) !
bugün sizlere sevimli mi sevimli sevimlilik siklusumuzdan bahsedeceğiim(:
kiminle ne kafada çizdiğim detayına takılmayın(:
basit ama anlamlı bir siklus!!
az ama öz bir siklus yeaaa:)
belki de anlamadınız dicektim, ama kesin anlamadınız. ama bilin ki içindeki her simge her çizilmiş çizgi, sevgi saygı tatlı şirin ve benzeri her türlü sevimli kelimeyi anlam olarak yüklemiş sırtına. ee adı üstünde sevimlilik siklusu...gerçekten bak!
16 Şubat 2011 Çarşamba
kimse yok mu?
kimseye anlatamıyorum. boğazıma kadar gömüldüm, kimse bilmiyor, bil! diyorum anlamıyor...
olmuyor işte. dünya ile benim "sevgi" anlayışım farklı. iki ayrı kutup gibi belki de. ben gündüzü severken insanlar gececi takılmakta ısrarlı.
yoruldum.
hani olurya deniz kenarında iskeleye çıkarsınız,
en ucuna kadar yavaş yavaş yürürsünüz
tahtaların gıcırtısını yüreğinizle duya duya...
sonra çökersiniz ayaklarınızı uzatırsınız aşağıya
önce parmaklarınız sonra topuklar hisseder soğuk suyu
rahatlarsınız..
hafif bir titreme gelir
ama mutlusunuzdur!
işte buna ihtiyacım var.
birinin elimden tutup o iskeleye götürmesine...
olmuyor işte. dünya ile benim "sevgi" anlayışım farklı. iki ayrı kutup gibi belki de. ben gündüzü severken insanlar gececi takılmakta ısrarlı.
yoruldum.
hani olurya deniz kenarında iskeleye çıkarsınız,
en ucuna kadar yavaş yavaş yürürsünüz
tahtaların gıcırtısını yüreğinizle duya duya...
sonra çökersiniz ayaklarınızı uzatırsınız aşağıya
önce parmaklarınız sonra topuklar hisseder soğuk suyu
rahatlarsınız..
hafif bir titreme gelir
ama mutlusunuzdur!
işte buna ihtiyacım var.
birinin elimden tutup o iskeleye götürmesine...
14 Şubat 2011 Pazartesi
kahvenin hatrı, olmayan sen!
kahve falı baktırdım..
bilirsin hep yaparım, severim dinlemeyi geleceğe kadere dair..
bu sefer sen yoktun!
iki yılın ardından ilk defa esmer çocuk yoktu falımda.
sen sanırdım ya hani onu yoktu işte
yoktun.
farkedememişim hayatımdan çıkarken;
kaderimden de silinip gittiğini..
gelecek, gidecek, haber getircek cümlelerinin sensiz tamamlanacağını düşünmemişim.
sarışın çocuk kumral çocuk çıksın diye ummamışım ya da...
her neyse;
artık kahve falımda bile yoksun!!
o derece çok yoksun artık!
bilirsin hep yaparım, severim dinlemeyi geleceğe kadere dair..
bu sefer sen yoktun!
iki yılın ardından ilk defa esmer çocuk yoktu falımda.
sen sanırdım ya hani onu yoktu işte
yoktun.
farkedememişim hayatımdan çıkarken;
kaderimden de silinip gittiğini..
gelecek, gidecek, haber getircek cümlelerinin sensiz tamamlanacağını düşünmemişim.
sarışın çocuk kumral çocuk çıksın diye ummamışım ya da...
her neyse;
artık kahve falımda bile yoksun!!
o derece çok yoksun artık!
9 Şubat 2011 Çarşamba
göreceksin kendini!
evet bir şeyler olsun istiyorum...
ama bu zamana kadar olduğu gibi ölesine olsun istemiyorum!
olması gerektiği için olsun istiyorum..
"hayırlısı" denilen şey ne ise o olsun ama olsun artık istiyorum.
görüyorum etrafta, daha çok istiyorum, özeniyorum..
istedikçe uzaklığı canımı yaksa da istiyorum.
olsun artık, bir şeyler olsun!!
bu da günümün şarkısı oldu;
yazıyı bitimiştim yayınlamıştımda bir kac dakikalığına
ama turtam bana başka bir şarkı anımsattı!
onu da severiz diye paylaşmak istedim:)
ama turtam bana başka bir şarkı anımsattı!
onu da severiz diye paylaşmak istedim:)
turtamın favorisi bu bilin istedim;
6 Şubat 2011 Pazar
oyun zamanı!
onun derdi benimle oynadığı oyunlarda saklı!
benim onunla oynadığım oyunlarda...
küçüklükten beri taşıdığım o yara izi;
sızım sızım sızlıyor her hırslandığımda
her istediğimde...
hani şu kaşımda olan babamın eseri olan iz!
tekrardan deniyorum...
artık en sevdiğim renk fuşya değil.
yavruağzı!
olabildiğince başına buyruk. olabildiğince aksi...
zaman ellerimden aksın diye beklerken yaralarıma bakıp anlıyorum.
geçtiğini, geçmişte kaldığını,
şu anda şimdi* olduğunu,
yarının da gelecek olduğunu...
5 Şubat 2011 Cumartesi
işte öyle!
beni baştan başlatıyor!
evet evet aynen öyle...
konuşuyoruz...sonra konuşmuyoruz...belki günlerce belki de ay!
sonra konuşmaya başladığımızda tekrardan başa sarıyoruz.
her seferinde yeni bir baş*a dönüyoruz. taze bir baş*a, güne daha uygun bir baş*a..
yeni, ama aynı içten başlangıçlara.
sonunu bile bile tekrardan yaşıyoruz kurduğumuz, kurmak üzere olduğumuz ve kuracağımız cümleleri.
zaten onunla iken yüklemin tümlecin önemi yok. sadece özne önemli!
o mu ben mi başkası mı bahsedilen..
tek önemli olan kişiler!
gerisinin hiç bir önemi yok..
ne hakkında bahsedildiğinin, nerde ne zaman olduğunun...
ne onun ne benim umrumda bunlar o an!
...
bir süre sonra "ne konuşuyoruz ki biz?" şeklinde bakıyoruz birbirimize.
o an gözleri büyüyor, içindeki beyaz daha beyaz oluyor kahve ise daha parlak.
bazense gülümsüyor, her zamankinden farklı seslerle...
işte o an anlıyorum ki yine yeni yeniden başa sarıyoruz!
"işte öyle" deyip yeniden başlıyoruz...
niye bilmiyorum ama sadece bunlar olduğu için seviyorum onunla zaman geçirmeyi!
azı karar çoğu zarar olduğunu bilmek belki de beni çeken!
belki de yarım kalan yerleri olması...
bilmiyorum!
dedik ya biz bugün; öyle işte!
bu arada onun adı; obelisk*
...
http://www.ufizy.com/#oFc5ZQK2No8/r/!/
^^
evet evet aynen öyle...
konuşuyoruz...sonra konuşmuyoruz...belki günlerce belki de ay!
sonra konuşmaya başladığımızda tekrardan başa sarıyoruz.
her seferinde yeni bir baş*a dönüyoruz. taze bir baş*a, güne daha uygun bir baş*a..
yeni, ama aynı içten başlangıçlara.
sonunu bile bile tekrardan yaşıyoruz kurduğumuz, kurmak üzere olduğumuz ve kuracağımız cümleleri.
zaten onunla iken yüklemin tümlecin önemi yok. sadece özne önemli!
o mu ben mi başkası mı bahsedilen..
tek önemli olan kişiler!
gerisinin hiç bir önemi yok..
ne hakkında bahsedildiğinin, nerde ne zaman olduğunun...
ne onun ne benim umrumda bunlar o an!
...
bir süre sonra "ne konuşuyoruz ki biz?" şeklinde bakıyoruz birbirimize.
o an gözleri büyüyor, içindeki beyaz daha beyaz oluyor kahve ise daha parlak.
bazense gülümsüyor, her zamankinden farklı seslerle...
işte o an anlıyorum ki yine yeni yeniden başa sarıyoruz!
"işte öyle" deyip yeniden başlıyoruz...
niye bilmiyorum ama sadece bunlar olduğu için seviyorum onunla zaman geçirmeyi!
azı karar çoğu zarar olduğunu bilmek belki de beni çeken!
belki de yarım kalan yerleri olması...
bilmiyorum!
dedik ya biz bugün; öyle işte!
bu arada onun adı; obelisk*
...
http://www.ufizy.com/#oFc5ZQK2No8/r/!/
^^
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



