hiç sevmedim sessizliği! ellerim hiç ısınamadı benim. hiç bakılmayan aynalar buldum; tek tek örttüm üstlerini. kimsesizlik, tercih meselesi haline geldi; her şey asılı kaldı yalnızlıkta! ve "şimdi ben kimle(rle)yim?" ile başladım; sonu gelmeyen cümleler kurmaya... abajurumun altında güneşin izleri var.hiç çıkmasın isterim! -randomness-
23 Ağustos 2011 Salı
eylül!
gökten üç arıza düştü; bir manik, biri depreşik, bir, de şizoların çakması..üçü de evlerden de bu yazının yorduğu gözlerden de ırak olsun. edip cansever’in “eylül’ün sesiyle” şiirini de bu vesileyle unutmayalım arkadaşlar. ne demişti edip bey o tek dizesiyle bile; “bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar!”.. daha ne desin? yeri gelmişken demek çok sıradan ben yeri gelmemişken bir de cemal süreya’dan bir ikilik yazayım size; “daha nen olayım isterdin?/ onursuzunum senin!” şair de, şiir de, aşk da, hak’katen daha ne desin? kısacası, ezcümle demeyi de severim sevmesine de lütfen dünyanın en sıkıcı yazısı olan bu yazıyı okumayın baylar bayanlar!
eylül! o yalnız ay.
evet evet eylül galiba tek başına bir mevsim. yani ailenin tek çocuğu. o tek olan çocukların hepsinin şımarması da gerekmiyor tabi, bazısı gereğinden fazla kederli ve dalgın da olabiliyor, bazısı da alçakgönüllü, şakacı, gönlü gani. eylül de ne ağustosla akraba o yüzden, aralarında halef-selef ilişkisi bile yok gibi, ne de ekimin önceden gönderdiği bir keşif kolu gibi.
neyse diyeceğim o ki depresyona bu yalnız ayı bağlamamak lazım. depresyon daha gerilerde, daha derinlerde bir yerlerde, bir değil birkaç ayda, kökleri o kadar uzaklarda yani. bize küser, korkusundan mı yooo, eylül kimseye küsmez kendine bile. eylül küsmeme ayıdır, eylülün ekime bir teraziyle uzanması da bundandır.
cemal süreya’nın eylül’le ilgili mutlaka bir şiiri olmalı. çünkü derin acısını unutmak, derin yasını dindirmek için çocukluk denen başkentten kovulup uzun bir cumhuriyet uykusuna yatan, ahmet oktay onun için mi demişti bilmiyorum “acısını sızdırmayan sarnıç” olan cemal süreya için eylül bence en uygun mevsimdir. yazımı bitirdikten sonra kesinlikle sevda sözleri‘ne bir bakacağım var mı yok mu diye eylül adlı bir şiiri.
neyse efenim. sonuçta eylül’ü suçlamayalım. eylül’ün bu depresyon işlerinde şu kadarcık suçu yoktur! eylül’ün yoktur da benim var mı? bende şu depresyon işinden nasıl çıkacağımı kara kara düşüneceğime güzel güzel yazmak istedim. her zaman sora sora değil bazen de yaza yaza çıkılmaz mı işin içinden? şiir niye yazılır sanıyorsunuz, şair denen kişi işler sarpa sardığı zaman imgelerle, çağrışımlarla, metaforlarla, alegoriler, bezemeler, benzetmeler, kafiyelerle dolu bir yığın dizeyi alt alta getirerek, kendisinde başka bir kişi varmış, şair iki kişiymiş gibi yaparak suçu ikincinin üstüne atmak, işleri onun nasıl karıştırdığını, sorunları onun çıkardığını söylemek için şiir yoluna başvuran kişi değil midir, değilse nedir? eylül de bu açıdan bir şair uydurmasından başka bir şey değildir.
uff bilmiyorum galiba işin içinden bu gidişle çıkamayacağız ve depresyon deryasına tepetaklak dalacağız..ne diyeyim hayırlısı..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder