bugün yıldızlar yoktu günümde!
huzur saklambaç oynarcasına kaybolmuştu, ebe ben olduğumdan son çare olarak sobe yerinden uzaklaştım ortaya çıksın diye ama fayda etmedi! kazan çömlek patladı ama huzurum ortaya çıkamadı bütün gün!
bugün, hayatım fidye istedi benden ve uyardı gerçeklere haber vermemem için! "sakın!!" diye de pekiştirdi olanla olmayanı ayırt edeyim diye! korkumdan sığınamadım gerçeklere, göze alamadım hayatın arkasından iş çevirmeyi ve istediklerini verdim! mutluluğumu, güne başlama hevesimi, gülümsememi verdim!
bilseydim karşılığında sadece yaşanmış yıllar vereceğini kılımı kıpırdatmazdım ama oldu bir kere!
akrep ve yelkovan bugün mıhlandılar oldukları yere ya çok kırıldım, bilirdim en güzel anlarda birbiriyle yarışırcasına alırlardı silgeç zamanımı ama bugün fazla yavaştı! gün bitmek bilmedi, fidyeler ödendi, yıllar alındı, yaşandı!
gün sonunda eve geldiğimde aynanın karşısına geçtiğimde çektiğim acıları gördüm saçlarımda rengarenk! insanın acıları rengarenk olur mu dedim kendi kendime; oluyormuş demek ki..siyah beyaz filmde gökkuşağı olmuyor muydu sanki.
buz gibi duşa girdim, rengarenk acılarımı izledim küvet deliğine akarken. uzun sürdü renklerin kaybolması ama bitti! çıktığımda sadece sudan yıpranmış saçlarım vardı ama su kadar temizdi su kadar berraktı acılarım! renksizdiler en azından ve daha az kanatıyorlardı.
uzandım...uyucaktık artık..ben ve berrak acılarım! sabah olduğunda ise onlar ıslak saçlarımdaki su gibi uçup gideceklerdi. yine yeni yeniden!
işte bir savaş daha bitmişti beklenene olan özlemle, gereksiz umutlarla, başarısızlıklarla!
ve beni günden güne daha iyi çözen ben* artık zaferin tadına varmıştım!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder