sıdıka'yı izlerdim küçükken! ama öyle böyle değil, annem gelmeden önce yarısını izleyiverirdim hemen, gelince kapatırdım tabi televizyonu, kızardı çünkü; yaşıma göre değilmişmiş de falan filan(: her bölümün yarısını izlemek o dönemler çok koyardı bana, ama şimdi aklımda kalan gülümseten bir hatıra işte..
sıdıka benim için özeldi yahu. kısmetsizdi, evde otururdu, yalnızdı falan çok ortak noktam vardı beaa!
herkesler ay savaşçısında bulurken kendini ben sıdıkada bulurdum. herkesin smokinli prens hayalleri varken ben pencereden dünyayı kurtarmayı hayal ederdim:)
günlük yazardı benim gibi ya en çok onu severdim belki de..her sayfanın sonunda keçeli kalemiyle sevimli resimler çizerdi günün anlam ve önemine dair...kıskanırdım bende çizerdim, sonra onunki kadar güzel olmadığını farkeder sayfayı koparırdım; bu sebeple ilk günlüklerim hep ciltleri bozuk bir halde, koptu kopacak sayfaları.
annesine karşı gelemezdi benim gibi taş olurdu taş! abisi desen anlayamadığım bir ziraat öküzü modeliydi:) o zamanlar ne apaçi terimi vardı ne beyin bedava. babasına yorum bile yapamıyorum! komikti ama komik:)
bir de harika jenerik müziği vardı o dizinin, duyduğumda hemen bir şıkır şıkır oynama moduna sokardı beni:) hayır dinlerdik biterdi sonra da dilime takılırdı öle söyleye söyleye dolanırdım evde.
"kenar mahallenin cam kenarında, dünya düştü benim yarım aklıma,
camda duran çiçeklerin arasında, dünyayı taktım ben deli aklımla,
gir içeri kır dizini dön önüne kız sıdıka,
annen görür baban duyar dayak yersin kız sıdıka!!!"
eheh sevimliydi işte...
izledikçe içimde bir sıdıka büyüttüm bende:) cama çıktım çiçekleri suladım, evde kaldım falan filan..haa bir de sürekli bitmeyen cümleler kurdum hayata; dünya gör bak hala umrumdasın!!!
p.s. o sevimli müzik; http://fizy.com/#s/146afs

ahaha eskilere götürdün , çok güldüm . Bende Sıdıka'yı çok severdim ,izlerdim, özenirdim (: :
YanıtlaSilTabi Ay savaşçısını da izlerdim ehehe ((:
açıkçası ay savaşçısına bakmazdım desem yalan olur:$
YanıtlaSil