özlediğini ona söylemek mi daha zordur kendine mi?
kolaydır birisini özleyecek kadar değer vermek. tanışırsın, konuşursun, bir kaç kez takılırsın derken oracıkta oluverir o derece değer vermek. elinde değildir ki olmuştur bir kere. sonra bağlanma gelir ardından ama şekere çikolataya olan cinsten; eksiklik durumunda gelenden değildir bu bağlanma! her dk. hayatındadır artık o birisi*:) gördüğün duyduğun ve binimum duyu organlarınla algıladığın her şeyde, ondan bir şeyler bulabilecek derecede bir bağlanmadır. arada kafana dank eder bazı sorular en basiti ise 'noluo lem bana?'dır. evet sana bir şeyler oluyordur ve senin umrunda bile değildir olanlar; çünkü sadece yaşamaya bakıyorsundur. zaten yaşarken hiçbir şekilde sorun yoktur. hele de o da (hani şu değer vermeye başladığın sonra da bağlandığın varya işte o) yaşıyorsa iki kat zevk alırsın.(ama ben platoniğin zevkini hiçbir şeyde bulamayacağınızı düşünmekteyim herşeye rağmen)
sonra gün gelir!! (boşuna gelmez demeyin kesin o gün gelecektir çünkü), değer verdiğin insanın size aynı değeri vermediğini görürsün. bu en basit ve kolay kaldırılabilenidir. daha acısı ise artık o insanı hep özleyecek olmandır.
iyi güzel de bunların farkına varıp herkes üzüntüsünü doya doya yaşayıp atlatabiliyor mu peki?
hayır!! neden mi?? işte cevap:
insanlar üzülmekten o kadar korkuyorlar ki üzülmeleri gereken yerleri geçiştirip kısa süreliğine de olsa kafalarından atmaya çalışarak kurtulabileceklerini sanıyorlar. bilmiyorlar ki elinde sonunda patlayacaklar ve bu patlama onlara zamanında yaşanması gerekenlere izin vermedikleri için daha da ağıra mal olacak!!
önce itiraf etsene kendine..onu özleyeceğini, çok sevdiğini, unutamayacak kadar çok sevdiğini itiraf et kendine! et ki anlasın beynin; ne derece vurguna uğraması gerektiğini, ne derece tepki göstermesi gerektiğini, ne kadar gözyaşı sarfedileceğini bilsin..en zoru burası olacaktır zaten bence.
itiraf ettiğin an hormonlarında gaza getirmesiyle yaşayacağın duygusal patlamayı doyasıya yaşamaktır sıradaki yapman gereken şey..üzül,ağla, vur kır! kendince yaşa duygularını. rahatlasın boşalsın benliğin. kilo mu alıyorsun?? al! bir süre göstersin vücüt sana olan tepkisini bırak bu vurdumduymaz üzüntüne olan cevabını anlatsın kendi dilince; ki sonra toparlanman kolay olsun!!
ancak sonunda mutlu olacağınıza inanarak yaşamayın üzüntünüzü sakın! bu işe yaramaz !mutluluk beklemekle gelmeyecektir çünkü. o öyle bir anda dalacaktır ki pencereden; sen geldiğini ancak suratınıza yerleşen kocaman bür gülümsemeden dolayı başkasının sana ne kadar mutlu olduğunu söylemesiyle farkedeceksindir.
neyse en son mutluluğu gelcek mi gelmicek mi diye umursamaksızın üzüntümüzü yaşadık sanırım:)
sıradaki adım toparlanmaktır! ve emin ol eğer yeterince üzüntünü yaşamışsan, vücüdünda duygularında seni bu noktada yönlendirecektir. kalk! silkelen! mode on desek daha doğru olur bu adım için. kilo mu almıştın? işte şimdi verme zamanıdır durumları anlayacağın. pencereni uzun bir aradan sonra aç diyorum yani sana. bir kendine gel dışarda bir buçuk milyon kız/erkek(artık tercihim sana kalmış)seni bekliyor çünkü:)
son evreyi tamamladığında hayata tekrar kaldığın yerden devam ediyorsun demektir ciddi anlamda. artık be happy mode on :D
unutmadan söyleyeyim!! bu evreleri geçirirken bazı yan etkiler olacaktır bünyende:) örneğin evrimin bir kat daha tamamlanacak duygusal anlamda. artık daha zor değer verecek daha mükemmeli arayacaksındır. üzülmekten çok üzmeyi öğreneceksindir falan. bunları doğal karşıla öncelikle çünkü önceden de doğanda vardı bunlar sadece suyun üstüne yeni çıktı diyebiliriz. (fazla p*ç olma ama lütfen:D)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder