sabah kalkıyorum..
bir güne daha selam diyorum kendi dilimde..
annem perdeyi çekiyor; sert bir ses çıkıyor kornişten; kulaklarımı çınlatan..açıyor perdeyi ki o kocaman güneş bir de bana gülümsesin tüm evrendekilere yaptığı gibi..
ama bilmiyor ki benim algılarım kapanmış bütün sıcaklıklara; sıcak bir gülümsemeye, sarılmaya...
sadece uyanabiliyorum kendimce dedim ya selam veriyorum öylesine, uyanıyorum yani uyanmışım ama sadece dün gece daldığım ve hatırlayamadığım dünyevi rüyadan..
senden uyanamamışım!!! o kadar derin dalmışım ki sana uyanamamışım..:(
istemedim mi dersen belkide istemedim bende! bir uyanabilsem senden, belki pişman olcam sana dalıpta yaşayamadığım her dakikaya, evet kesin pişman olcam senin yüzünden kaçırdıklarıma..her cümlem keşke..dim dile biticek...
yüzyıl uyumak mı benim masalım yoksa?
eğer öyleyse beni senden uyandıracak prens ne zaman gelecek veya gelmeyecek mi?
aşabilecek mi o metrelerce duvarları, ulaşabilecek mi bana?
ulaşabilecek mi o derinden daldığım sana?
hadi ulaştı diyelim sana da banada; koparıp alabilecek mi uyandırabilecek mi senden?
bilmiyorum!!
sadece uyuyorum içimdeki senin rüyasıyla, uçsuz bucaksız dalarak sende gitgide daha da derinlere..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder